Bu Blogda Ara

Ads 468x60px

Social Icons

Featured Posts

kenti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kenti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Telmessos Antik Kenti - Anlatim

11 Eylül 2008 Perşembe





F
ethiye, Mendos Dağı'nın eteklerinde, adını verdiği körfezin kenarına eski Telmessos'un üzerine kurulmuştur. Bu nedenle harabeler bugün bu şirin ilçenin altında kalmıştır. Fethiye, konaklama tesislerinin fazla oluşu, birbirinden güzel koyları ve yat turizminin de gelişmesinden dolayı Batı Lykia bölgesi gezilerinin merkezini teşkil eder. Dalaman Havaalanı'ndan 50 km uzaklıkta bulunan Fethiye'ye Muğla, Denizli ve Antalya yoluyla gelinebildiği gibi, deniz yoluyla da ulaşılabilir. Tarih, doğa ve deniz ile iç içe olan Fethiye'de konaklayanlar, civardaki Kadyanda, Pınara, Tlos, Sidyma, Xanthos, Letoon ve Patara gibi antik şehirleri de kolaylıkla gezebilirler. Burada, 16 derecenin altına düşmeyen sıcaklığıyla dokuz ay kalınıp denizden faydalanılabilir.


Adını tanrı Apollon'un oğlu Telmessos'tan aldığı söylenen kent M.Ö. 547 yılında Pers generali Harpagos'un eline geçerek Karya Satraplığı'na bağlanır. M.Ö.V. yüzyılın ortalarında Attik - Delos Birliği'ne katılan şehir daha sonra birlikten ayrılarak bağımsız kalmıştır. M.Ö. IV. yüzyılda Lykia Birliğini oluşturma gayreti içindeki Limyralı Perikles'in Telmessos'a sefer açtığını ve onun birliğin içine girmesini sağladığını biliyoruz. Perikles'in (M.Ö. 360) hakimiyetine son veren İskender, Telmessos'u alarak kentin kralını yine şehrin başında bırakmış, ancak komutan Nearkhos'u da genel Lykia valisi atayarak yoluna devam etmiş, bu şekilde Telmessosluların gönlünü almaya çalışmıştır. Ancak Kral Antipatrides bir müddet sonra Vali Niarkhos'a karşı çıkmışsa da Nearkhos bir kutlama için şehre müzisyenler göndermiş, müzisyenlerin aletleri arasına kılıçlar saklayarak şehri zaptetmiştir. Telmessos, İskender'in ölümünden sonra bir müddet Ptolemaiosların yönetiminde kalmış, M.Ö. 189'dan sonra Bergama Krallığı'na bağlanmış Bergama Kralı III. Attolos'un ölümünden sonra topraklarını Roma'ya bırakan vasiyetnamesi ile de doğrudan Roma'ya bağlanmıştır.



M.Ö. 88 tarihinde Pontus Kralı Mithridates Roma topraklarına saldırmışsa da yapılan savaşta yenilmiştir. Bu savaşta Roma'nın yanında yer alan Rodos'a, Telmessos ve kıyı şeridi armağan olarak verilmiştir. Bu dönem içinde, diğer Lykia şehirleri gibi Telmessos da Rodoslulardan şikayetçi olmuş ve sonunda Roma Lykia'yı Rodoslulardan geri almıştır. Bizans döneminde de varlığını sürdüren şehir, M.S. VII. Yüzyıldan sonra Arap akınları ile önemini kaybetmiştir. VII. yüzyılda II. Anastasius Telmessos'a kendi adını vererek Anastasiupolis demiş fakat bu isim fazla tutmamıştır. 1424'de Osmanlı topraklarına katılan Telmessos'a uzak şehir anlamına gelen Makri, daha sonrada Megri denmiştir. Megri adı 1934 yılında ilk Türk pilotu Fethi Bey'in anısına, bugün kullanılan Fethiye ismiyle değiştirilmiştir. 1850'lerde Telmessos'u gören C. Texier'in bildirdiğine göre, şehirdeki Apollon Tapınağı ve tiyatro o zaman görülebiliyormuş. C. Texier'den sonra 1856'da meydana gelen büyük deprem bu yapıların yıkılmasına sebep olmuş, bundan yüz sene sonra meydana gelen ikinci büyük depremle, Fethiye gibi bu kalıntılar da yok olmuştur.



Bugünkü Fethiye, bu depremden sonra, yani 1957'den sonra kurulan Fethiye'dir. Telmessos'un iskele yakınında bulunan tiyatrosu bugün kazılarla ortaya çıkartılmıştır. Erken Roma döneminde yapılan ve M.S. II. yüzyılda onarım geçiren bu tiyatro 5000 kişiliktir. Şehrin ilk kurulduğu yer olan kale, bir surla çevrilidir. Bugün bu surların altında Roma, üzerinde de Orta Çağ'da yapılan surlar görülür. Zira Rodos Şövalyeleri bu kaleyi kullanarak bölgeye hakim olmaya çalışmışlar ve limandaki Şövalye Adası'nı kullanarak şehri denetim altında tutmuşlardır. Şehrin akropolünün doğru yüzünde her taraftan görülen ve şehrin üzerinde görkemli görüntüsü yer alan Amyntas'ın mezarı adeta Fethiye'nin simgesi olmuştur. Cephesi iki sütunu olan ion tapınağı tarzındaki bu kaya mezarı, Hermepias'ın oğlu Amyntas'a ait olup M.Ö. IV. yüzyılda yapılmıştır. Bu mezarı 1850'lerde gören C. Texirer de mezar kapısının sol üst köşesine imzasını atarak burayı gördüğünü sanki belgelemek istemiştir. Amyntas mezarının yanında ona benzeyen ancak sütununun biri kırılmış, tapınak biçimli bir kaya mezarı ile başka kaya mezarları da bulunmaktadır. Şehrin içinde de Lykia tipi birçok lahit görülür. Bunlardan biri hemen bu kaya anıtlarının altındaki sokakta, bir de hükümet binası ile iskelenin yanıdadır. Hükümet binası yanındaki lahit, kabartmalı olup sağlam olarak günümüze gelebilmiştir. Kapaktaki kabartmalarda dörder savaşçı ellerinde kalkanları olduğu halde, savaşmakta, uzun giysili bir adam sağ tarafta koltukta oturmaktadır. Yan yüzlerde de figürler vardır. M.Ö. 340 yıllarına ait bu lahdin, eskiden alt kısımlarında da kabartmaların olduğu, hem Ch. Fellows hem de C. Texier'in çizimlerinden anlaşılmaktadır. Ayrıca Cumhuriyet Mahallesi'nde bulunan ve M.Ö. IV. yüzyıla ait iki lahitten birisi kabartmalıdır. Ancak bu kabartmalar çok tahrip olmuştur.


Fethiye'nin çevreside antik şehirlerle doludur. Örneğin Eşen'in kuzeybatısında, Fethiye'ye 45 km uzaklıkta bulunan Minare Köyü'ndeki Pınara harabeleri ilginç Lykia kaya mezarlarına sahiptir. Burada tiyatro, odeion ve tapınak gibi bir çok yapı sağlam olarak görülür. Eşen'in güneyinde Dodurga Köyü'nde bulunan Sidyma harabelerinde de yine görülmeye değer ilginç mezar anıtları bulunmaktadır. Lykia'nın altı büyük kentinden birisi olan, Fethiye'ye 40 km uzaklıkta, Yaka Köyü'nde bulunan Tlos harabeleri de akropol, tiyatro, hamam, agora ve stadion gibi kalıntılarıyla çarpıcı bir görünüm arz eder. Bunlardan başka Fethiye'ye 25 km. uzaklıktaki Üzümlü'de bulunan Kadyanda'da stadion, tiyatro, agora ve hamam kalıntıları yer almaktadır.



Bugün olduğu gibi yüzyıllarca önce de insanlar bu güzel bölgeyi beğenmiş ve yerleşmişlerdir. Fethiye Körfezi içinde de bazı antik yerleşmeler vardır. Bedri Rahmi Koyu üzerinde Krya, Manastır Koyu üzerinde Lissa ve Lydai ile Göcek yolundaki İnlice'de Daidala antik kenti bunlardan birkaçıdır.


Doğa ve tarihle bütünleşen Fethiye'de birbirinden güzel koylar gezilebilir. 4 km uzunluğundaki tabii plajı ile Çalış ve Karagözler şehrin içindeki plajlardır. Buralarda denize girebileceği gibi Fethiye'den kalkan dolmuş motorları ile Fethiye koyları da günübirlik görülebilir. Bu oniki adalar gezisi rüya gibidir. Ayrıca 19 km uzaklıktaki Günnük ağaçlarıyla ünlü Küçük Kargı, 17 km uzaklıktaki Katranca Koyu, Ölüdeniz, Belcekız ve Belcekız'a 3 km uzaklıktaki Kıdrak, sık çam ağaçları ve berrak denizi ile ideal bir dinlenme yeridir. Ölüdeniz'den 5 - 6 km uzaklıkta, 350 m yükseklikte dağlar arasındaki Kelebekler Vadisi de ayrı bir güzellik oluşturur.


Ölüdeniz ise ayrı gezi güzergâhıdır. Burada bulunan ve 1925 yıllarında büyük bir kent olan Kayaköy, değişim yoluyla boşalmış olan taş evleriyle dikkati çeker. Kayaköy'e giderken görülen Hisarönü, modern bir konaklama ve alışveriş merkezi olmuştur.


Ayrıca Gemili Adası ve Karacaören Adaları'nın üzerleri de eskiden ne denli önemli olduklarını ispatlarcasına kalıntılarla doludur. İlçe merkezindeki müze görülebilir. Fethiye'ye 50 km uzaklıktaki bir doğa harikası olan 18 km uzunluktaki kanyonuyla ünlü Saklıkent ve Fethiye yaylaları ile Tlos yakınındaki Yaka Park sıcaktan bunalanlar için bulunmaz yerlerdir. Babadağ'da yapılan yamaç paraşütü, oniki ay boyunca yapılabilen scuba, Dalaman ve Eşen çaylarında yapılan rafting ve kano sporları ayrı bir aktivite oluşturmaktadır. Fethiye tarihi ile doğanın harika bir şekilde bütünleştiği ender yerlerden birisidir.


Read more...

Letoon Letoum (Bohsullu, Bozoluk) Antik Kenti - Anlatım





Kaş - Fethiye karayolunda, Kaş'a 50 km uzaklıkta, Kınık yakınından ayrılan 4 km.lik bir yol bizi Bozoluk Köyü'ndeki Letoon harabelerine götürür.




Letoon, Tanrı Apollon ve Artemis'in annesi Leto adına kurulmuş bir şehirdir. Tanrılar tanrısı Zeus, Titanlardan Kios ile Phoibe'nin, güzel saçlı kızı Leto'ya gönlünü kaptırır. Diğer sevdikleri gibi Leto'ya sahip olur ve Leto hamile kalır. Çapkın Zeus'un kıskanç karısı Tanrıça Hera Leto'yu adım adım takip ettirerek onun Zeus'tan olacak çocuklarını da doğurmasına mani olmaya çalışır. Nihayet Leto Anadolu'daki Lykia'ya kaçar ve Hera'dan kurtulur. Çocukları Artemis ve Apollon'u Delos Adası'nda doğurduğu söylenirse de bir efsanaye göre Apollon'u Patara'da doğurduğu kabul edilmektedir. Apollon kültü Yunanistan'da yayılınca birçok yerler tanrıya beşik olma şerefini elde etmek için efsaneler üretmişlerdir. Delos da işte böyle bir efsane ile ilgilidir. Güneş Tanrısı Apollon'un ışık ülkesi olan Lykialı olmasından tabii ne olabilir. Üstelik onun bir ismi de Lykialıdır.



Artemis Anadolu'nun ana tanrıçası Kybele'nin bir devamı olup onun bu çağlardaki ismidir. Efes'te bereketi simgeleyen Artemis heykeli bunu açıkça ispatlamaktadır. Bu tanrıların annesi Leto'nun da Anadolulu olduğu ve Kybele ile bütünleştiği kabul edilir.



Leto adına kurulan Letoon kenti Lykia'nın kutsal merkezidir. 1962 yılında Prof. Dr. H. Metzger tarafından başlanıp, daha sonra Christian Le Roy tarafından yürütülen kazılar ile şehir gün ışığına çıkarılmaya çalışılmış, buluntular şehrin tarihinin M.Ö. VIII. yüzyıla kadar gittiğini göstermiştir.



Letoon'un dikkati çeken en önemli kalıntıları muhakkak ki burada bulunan üç tane tapınaktır. Bunlardan batı kısmında, en başta bulunan Leto'ya ait tapınak M.Ö. IV - V. yüzyılın sonuna doğru Kral Arbinas'ın girişimi ile inşa edilmiştir. Bugün yıkıları görülen tapınak ise sözünü ettiğimiz tapınak üzerine M.Ö. 150 yıllarında İon düzeninde, 6x11 sütunlu olarak yapılmıştır. Bu tapınağın yanında, ortada yer alan tapınak ise M.Ö. IV. yüzyıla ait olup Artemis'e aittir.



Doğuda Dor düzeninde yapılmış olan üçüncü tapınak Apollon'a aittir. Hellenistik dönemden kalan ve bugün oldukça harap durumdaki tapınağın sellasında bulunan bir mozaikte Artemis'in ok ve sadağı ile Apollon'un liri tasvir edilmiştir. Ayrıca tapınak yakınında Grekçe, Aramca ve Lykia dilinde olmak üzere üç dilde yazılmış bir metni içeren çok önemli bir yazıt bulunmuştur. Lykia ve Karia Satrabı Pixodaros'un bir kararnamesi olan ve M.Ö. 358'e tarihlenen bu yazıt, Lykia dilinin çözülmesi açısından çok önemli olup bugün Fethiye Müzesi'ndedir.


Letoon M.S. VII. yüzyıla kadar yaşantısını sürdürmüş, daha sonra terkedilmiştir.


Read more...

Arsada Antik Kenti - Arsada Antique City - Anlatım

10 Temmuz 2008 Perşembe






Arsada, Xanthos vadisinin gerisinde ve hayli yüksekte, eski Mt.Massicytus, şimdiki adıyla Akdağ yamacındaki yüksek bir düzlükte kuruludur. Yaklaşık 900 metre yüksekliktedir ve yolu yoktur. Kayadibi köyünden uzun ve dik bir patika ile ulaşılan Arsa köyünün yakınındadır. Köyün hemen batısında uzun alçak bir tepe bulunmaktadır. Batıya doğru vadiye oldukça dik inen tepenin doğu yamacında, aşağı yukarı yarı yolda, 2,5 metre kalınlığında taştan örülmüş bir duvar vadır. 300 metrelik bir kısmı yarı yarıya sağlamdır. Duvarın kuzey ucunda 9 m2 boyutunda bir kule ya da ufak kale vadır.







Erken Hellenistik döneme ait olduğu sanılan bu kale, özenle yerleştirilmiş büyük poligonal bloklardan yapılmıştır. Kente ait yapılardan günümüze ulaşan yapı yoktur ancak köyün içinde ve çevresinde bir çok Likya mezarı bulunmaktadır. Çoğu Gotik lahit mezar tipindedir ve yazık ki tahrip olmuştur. En az bir tane ev tipi kaya mezarı ve çevrede birçok yontulmuş, yazılı bloklar mevcuttur. Yazıtların hemen hepsi kitabedir. Köyün biraz üstünde, kuzeye giden patikanın yanında, 2,5 metre yüksekliğinde bir kaya çıkıntısında bir atlıyı canlandıran bir kabartma göze çarpar.




Read more...

Sidyma Antik Kenti - Sidyma Antique City - Anlatım




Sidyma, Dodurga köyü yakınlarında, denizden 500 metre yükseklikte, Cragus dağının yamaçlarında ulaşılması oldukça zor bir bölgededir. Fethiye-Xanthos ana yolunda Eşen’in 6 km güneyindeki sapaktan jiple 6km daha gidilebilir. Bundan sonra taşlık ama iyi durumdaki biraz dik bir patikadan 250 metre daha yüksekliğe bir saat kadar tırmanılarak ulaşılır.



İsminin Sidyma olması (Idyma, Didyma ve Loryma gibi) kentin çok eski bir tarihe sahip olduğunu kanıtlar. Kent kalıntıları arasında buraya en eski arkaik dönemde yerleşildiğini gösterir kanıtlar vardır. Ele geçen ilk yazılı belge MÖ 1.YY a aittir. Kalıntıların çoğunluğu ve tüm yazıtlar ise Roma İmparatorluğu dönemindendir. Bununla beraber Sidyma ya ait olduğu düşünülen bir sikkenin MÖ 2.YY da basılmış olduğu muhtemeldir. Sidyma da gezerken bir patikadan tırmanıldığında eski kentin ilk belirtileri olan soldaki yarda oyulmuş çok sayıda kartal yuvası mezara rastlanır. Bunlar Pınara’dakilere benzemekle birlikte hem sayıca azdır hem de daha basit görünümdedirler. Tepeye ulaşılınca Sidyma kalıntıları gözler önüne serilir. Patikanın hemen bitiminde solda küçük bir anıt mezar vardır. Dikdörtgen bir kaide üzerine oturtulmuş uzun ve yekpare bir bloktan ibaret bu anıt mezarın mezar odası görünürlerde yoktur ancak bu Sidyma’nın klasik dönemdeki varlığının ilk kesin kanıtıdır. Hemen yakında 7 anıt mezar daha vardır. Bunların bazılarının yapıları Likya da görülen Gotik biçim yerine üç köşeli kapakları olan lahit mezarlardır.


Read more...

Patara Antik Kenti - Patara Antique City - Anlatım

9 Temmuz 2008 Çarşamba









Fethiye-Kalkan yolu üzerinde, Kalkan’a 10 km kala Patara-Gelemiş köyü ayrımı var. Ayrımdan sonra antik kente ulaşmak için 6, ünlü Patara plajına ulaşmak için de 7 km gitmek gerekiyor.



Antik kent girişindeki Gelemiş köyü de ayrımdan 4 km uzaklıkta.



Aslında Patara kent kalıntıları Gelemiş köyü öncesinde başlıyor. Kentin nekropolü olduğu sanılan kalıntılar arasında Lykia tipi lahitler, Roma devri mezar anıtları göze çarpıyor.



Gelemiş, artık tümüyle turistik bir köy niteliğinde. Eskiden seracılıkla uğraşan köylüler şimdi büyük ölçüde pansiyon, lokanta, hediyelik eşya dükkanı vs. işletmeciliği yapıyorlar.



Patara bir Lykia kenti. Lykia birliğinin üç oy hakkına sahip altı kentinden biri ve belki de en önemlisi. Lykia birliği toplantılarının çoğunlukla Patara’da yapıldığı yazılıyor tarih kitaplarında.




Lykia dilinde Pttara olarak anılan kentin M.Ö. 5. yüzyılda var olduğu ve İskender’in kuşattığı kentler arasında yer aldığı bilinir. Bir inanışa göre Patara’yı su perisi Lykia ile tanrı Apollon’un oğlu Patarus kurmuş. Patara, Roma döneminde de çok önemli bir kent olmuş. Patara limanı, hububat deposu ve sevki açısından önem taşımış. Bizans döneminde de gelişmesini sürdüren kent, hıristiyanlarca da önemli sayılmış. Noel Baba olarak bilinen Saint Nicholas’ın da Pataralı olduğu söylenir.



400 metre genişliğinde ve 1600 metre derinliğindeki Patara limanının kumla dolmaya başlaması ve teknelerin yanaşmakta güçlük çekmeleri, Patara’nın giderek önemini yitirmesine neden oluyor. Rüzgarın savurduğu kumlar zamanla limanı doldurmakla kalmıyor, kenti de büyük ölçüde örtüyor. Bugün kentte görülebilecek kalıntıların bir bölümünün kumlar altında olduğu dikkati çekecektir.



Gelemiş köyünden 2 km sonra yol kenarında Patara’daki kalıntıların en görkemlilerinden Roma Zafer Takı görülüyor. Zafer takı, M.S. 1. yüzyıl sonlarında yaptırılmış. Tepeye doğru görülebilecek kalıntılar arasında hamamlar, Bizans bazilikası, Korinth nizamında tapınak bulunmaktadır. Tiyatro tepenin yamacındadır ve önemli bölümü kumlar altındadır. Tepede de Athena Tapınağı vardır. Eski liman şimdi sulak alan durumunda.




Patara plajından içeriye rüzgarla taşınan kumulların önüne geçilebilmesi için setler oluşturulmuş. Patara kumsalı, çevredeki kumsalların en uzunu ve en görkemlisi. 18 km uzunluğundaki kumsalın derinliği yer yer 200-300 metreye ulaşıyor. Kumu incedir. Deniz ise sığdır. Hemen hemen hiç durmayan rüzgarı nedeniyle windsurf için de uygundur. Patara kumsalı deniz kaplumbağalarının yumurta bıraktıkları yerler arasında bulunduğu için koruma altındadır.



Kumsal girişindeki park alanında iki lokanta bulunuyor. Güneş yakıcı, çevrede gölgelik bulunmadığı için kumsal girişinde şemsiye kiralamayı unutmayın.



Patara kumsalında atla dolaşmak Patara’da “Sultan Farm Horse Riding” çiftliği, geçen yaz açıldı. Çevreye at gezileri düzenleyen çiftlikte Bursa Karacabey harasından getirilmiş 7 güzel tay var. Çiftlik sahibi İlhan Çırpan, grup arzusuna göre iki-üç saatlik yemekli yemeksiz turlar organize ediyor. Turlar kanal boyunu, yeşillikli vadiyi, kum tepelerini ve deniz kenarını kapsıyor. Yol boyunca antik kent kalıntıları, orman ve vadilerden geçiliyor. Sabah erken saatler tercih ediliyor genellikle. Daha önce hiç ata binmemiş olsanız bile tereddüt etmeyin, çiftlikte tur öncesi gerekli bilgiler veriliyor. Eğitimli ve uysal atların üzerinde kısa zamanda usta bir binici oluyorsunuz.



PATARA "LIKYA DEMOKRATIK PARLAMENTO BINASI"

Patara’ da bulunan meclis binasi, önümüzdeki yillar içinde köyün kaderini degistirecek niteliktedir. “Eger mükemmel bir konfederasyon cumhuriyet örnegi vermem gerekirse Likya’yi gösteririm”. Montesquieu, De L’Esprit des Lois (1748) Bu saptama, ABD’nin 1787 yilinda kabul edilen Birlesik Devletler Anayasasi’nin biçimlendirilisinde etkili olmustur.1776 tarihli tutanaklarin 1081. yapraginda bu olgu, “Montesquieu’ye göre Likya Konfederasyonu ” olarak öne çikarilir. Önümüzdeki yillarda Amerikan Anayasasinin kutlamalarinin Patara meclis binasinda yapilmasi için çalismalar baslatilmistir.




GELENEKSEL LIKYA SU YOLU YÜRÜYÜSÜ

Her yıl Nisan’ın 3. haftası, Patara Muhtarlığı tarafından “Geleneksel Likya Su Yolu Yürüyüşü” düzenlenmektedir. Köy halkının yanı sıra, Kaş’tan idari yöneticiler, yerli-yabancı turistler ve Patara Köyü muhtarı Arif Otlu bu etkinliğe katılmaktadır. Ayrıca Patara köy heyeti, katılımcılara kuyu dibinde yemek vermektedir. Buna ek olarak; gerek öğrencilerimizin folklor gösterileri, gerek sazlarıyla katılımcıları destekleyen yöresel sanatçılarımız şenliğimize renk katmaktadır. 8 km uzaklıktaki Yeşilköy’ e araba ile gidilir, Delikkemer mevkiinde yürüyüş başlar ve Patara antik kentinde son bulur.










Read more...

Tlos Antik Kenti - Tlos Antique City - Anlatım




Tlos, Fethiye'ye 35 km. uzaklıktaki Yaka Köyü'nde yer alıyor. Kent geniş bir alana yayılmasına karşın, kalıntılar akropol ve çevresinde odaklanmış.





Kente girişindeki akropolün hakim görüntüsü hayli etkileyici. Yaklaşık 500 rakımlı dik yamaçlarla doğal açıdan korunaklı akropol tepesinin çevresi, yer yer sur duvarları ile de korunmuş. Akropolün kuzeydoğu yönündeki erken döneme ait sur duvarları ile kaya mezarları Likya kültürünün örneklerinden.





Tlos, Likya Federe Birliğinin 6 büyük kentinden biri ve birliğin spor merkeziymiş. Uçan kanatlı atı Pegasus ile ünlenen Mitolojik kahraman Bellaforonte'nin yaşadığı kent olarak biliniyor. Likya bölgesindeki en eski kent olduğu ve kuruluşunun M.Ö. 2000'lerden önceye dayandığı arkeoloji kazıları ile tespit edilmiş. Kent akropolünün doğal kayası üzerinde oluşturulan mezarlığı, Likya'nın en güzel ev tipi mezarları ile süslenmiş. Nekropoldeki kral tipi mezarın ise Bellaforonte'ye adandığı biliniyor.



Read more...

Pınara Antik Kenti Resimleri - 1

3 Temmuz 2008 Perşembe

Read more...

  © Blogger template The Beach by Ourblogtemplates.com 2009

Back to TOP